twitter
    What I think, What I do

Yağmur Duası

Twitter'da rastladım Radikal Gazetesi'nden Ezgi Başaran'ın yazısına.
Geçen hafta ilköğretim ikinci sınıf öğrencisi İrden, sınıfıyla birlikte İstanbul Halk Ekmek’e ziyarete gitmiş. Ekmek nasıl yapılıyor, görmek için. Dönerken 30 kişilik sınıfın her bir öğrencisinin eline 22 sayfalık bir broşür tutuşturulmuş: “Yağmur Rahmettir.” Alın, okuyun, anafikrini çıkarın. Yarın soracağız.
şeklinde başlayan yazısı İstanbul Halk Ekmek'in hazırlamış olduğu bilimsel gerçeklerle dalga geçen, yağmurun, yağmur duasıyla geleceğini anlatan bir broşür dizisi oluşturmuşlar ilköğretim öğrencilerine dağıtılmak üzere. Başına da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş "Yeni bir bilinç ve şuur oluşturmak için bu kitapta yaşananları okumak ve tatbik etmek ümidiyle" şeklinde not düşmüş.


Benim anladığım kadarıyla oluşturulmak istenen yeni şuur, bilimsel gerçeklerle dalga geçilen, bilimin gerçekliğini yok sayarak toplumun en önemli değerleri gençleri dini gerçeklerle yetiştirmek olsa gerek.

Avrupa'da Orta Çağda kalan bu dinsel, skolastik düşünce sistemi ne kadar acıdır ki günümüz Türkiye'sinde bilim ve teknoloji çağında yaratılmak isteniyor. Evrim teorisinden utanç duyanlar, yağmuru bilimle değil de dualarla gençlere açıklamak isteyenler malesef ki Türk halkının ekonomik sorunlarından siyasi rant elde etme peşindeler.

İstanbul Halk Ekmek, toplumun maddi sıkıntılar yaşayan büyük bir bölümüne Türk halkının temel gıdası olan ekmeği kaliteli ve uygun fiyatla sunmaktadır. Yaptıkları hizmet birçok maddi zorluklarla mücadele eden birçok kişi için hayati önem taşımaktadır. Ancak siyasi emellerini yaptıkları her işin önüne koyanların ne iş ahlakını ne de dini bakış açılarını anlamak mümkün değil.

Ezgi Başaran'ın yazısı için tıklayın



Iverson ve Akatlar Arena

Beşiktaş - Galatasaray CC maçı vardı bu hafta. Bu sezon malum Iverson transferinden sonra yönetimin koyduğu yüksek fiyatlar nedeniyle (50TL'ye varan fiyatlar görülmüştür) Akatlar Arena'ya yolum düşmemişti. Ancak bunda İstanbul'da olduğum zamanlar Efesliler grubuyla beraber Efes Pilsen maçlarının tümünü Sinan Erdem'de seyrediyor olmamın da etkisi vardı.

Allen Iverson Beşiktaş'ta oynuyor. Türkiye'ye Fenerbahçe'nin ilk olarak Ortega'yı aldığı günden beri yüksek maliyetlerle çok önemli yıldızlar geldi ancak hiç biri dünya basınında onun kadar yer almadı. Ben sanmıyorum ki tarihte o kadar da önemli bir transfer yapılabilsin herhangi bir Türk takımına, herhangi bir spor dalında.

Hal böyle olunca Iverson'u Akatlar'da izlememek çok mantıklı bir hareket olmazdı. Hem de maç Galatasaray CC ile olunca bu sezon ilk kez gittim Akatlar'a.

Cola Turka Arena demeye gerçekten gönlüm razı olmuyor Akatlar Arena'ya, demiyorum da zaten =) Birçok kişinin yolundan vs. şikayet ettiği Akatlar'ı çok seviyorum ben. Çok da zor gelmiyor gitmesi. Belki de orada seyrettiğim ilk maçın 2007'de Fenerbahçe'yi ezerek yendiğimiz maç olduğundan da olabilir. Bana İnönü'den daha farklı bir tat veren, ufak bir butik spor salonu Akatlar benim için. Maçın başlamasına 1 saatten az kaldığı için Beşiktaş iskelesinden taksiyle 10TL’ye anlaşıp gittik salona. Yolundan şikayet edenler 3 kişi birleşip böyle bir şey yaparlarsa çok rahat bir şekilde ulaşırlar salona.
Resim photoshop gibi olmuş ama o kadar yeteneğim olsa şu katil suratıma bir gülümseme koyardım.
Valla billa salondaydım. Hatta beni resimde güldürebilecek olan var mıdır?

Maçın başlamasına yarım saat kala salonun önündeydik. Otoparkta hala marşlar söylenip, demleniliyordu. Yarım saat kala salona girdiğimizde yeterince erken olmadığının farkına vardık. Biraz geç kaldığımız için ancak portatif tribünün yan tarafında yer bulabildik. Ayakta duracak dahi yer yoktu başka bi yerde, kaynayamadım. Herkes biletlerinde üzerinde numara olan yerlere otursa daha güzel olmaz mı acaba? Yoksa ben yanlış bir şey mi istiyorum?

Bulunduğum bölümde genelde Beşiktaş’lı olmayan, olsa da niye bağırayım ki diyen kişiler çoğunluktaydı. Sonradan değiştirmek zorunda kaldığımız yerimizden hiç ses çıkmıyordu. Deli gibi hissettim bir ara kendimi.Hatta yanımda Beşiktaş'a dair herhangi bir şey giymeyen bir çocuk vardı. Bariz başka takım taraftarı ve Iverson'u seyretmeye gelmiş. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.

Bir enteresan anektod da bizim bulunduğumuz bölümdeki yabancıların çokluğuydu. Tribünün o bölümünün resmi dili İngilizceydi. Allen Iverson'u seyretmek için Avrupa'dan gelenlerlerle beraber Türkiye'de yaşayan Amerika'lılar kaçırmıyorlarmış Beşiktaş basketbol maçlarını konuştuğumuza göre.

Bence her Türk basketbolseverin bu sezon Iverson'u seyretmesi gerekiyor. Bizlere normal gelmeye başladı Iverson'un Türkiye'de oynaması ancak böylesine bir yıldızın bir daha gelebileceği ihtimali çok düşük gözüküyor. Hem Beşiktaş yönetiminin amatörlükleri sonucu sezon sonrası adam çekip gitse hiç şaşırmam.

Bu arada maçla ilgili yazıysa Efesliler grubunda tanıştığım arkadaşım Serhat'ın blogunda mevcut.Tıkla

Not: Resimler annemin 8.1 Mpx kamerasıyla çekildiği için o denli yüksek kalitelidir.



Fırsat Maliyeti / Opportunity Cost

Geçen gün kahvaltı sırasında enteresan bir iktisat teoremi ve paradoksu bulduk Eren Yaman'la =)

Fırsat Maliyeti: İktisadi İdari Bilimlerde okuyan herkes en az bir kez duymuştur bu fırsat maliyeti kavramını. Örnekle açıklamak gerekirse hem basketbol hem de futbol maçlarını televizyonda seyretmeyi severim. Televizyonda akşam saat 8.00'de X kanalında Beşiktaş'ın basketbol maçı, Y kanalında da Efes Pilsen basketbol maçı varsa bana Beşiktaş maçının izlemenin maliyeti sadece elektrik parası olacaktır. Ancak aslında benim Beşiktaş maçını seyretmemin maliyeti Efes Pilsen maçını seyredememe olacaktır. Bu durumunda Efes Pilsen basketbol maçı benim fırsat maliyetimdir.


Bunu da hatırlattıktan sonra, konuştuğumuz konu daha çok insanların kendilerine fazla seçenek sunulmasından hoşlanmalarına rağmen aslında seçmekten hoşlanmadıklarını fark ettik. İnsanlar, kendilerine sunulan şeyleri almayı, izlemeyi, yemeyi gerçekten istedikleri bir şeyin peşine gitmeye tercih ediyorlar. Yani insanlar kendilerine fazla seçenek sunulmasını sevdiklerini sansalarda sevmiyorlar ki bunun sonucunda yüksek fırsat maliyetleriyle karşılaşmak zorunda kalmıyorlar.

Ancak yaşam tarzlarını incelediğimizde birçok insanın liberal sistemleri daha fazla fırsata ulaşabilmek adına sevdiklerini görüyoruz. Komunizm ile yönetilen ve az fırsata sahip Kuzey Kore insanlarının bol fırsatlara sahip Güney Kore'lilere göre daha mutlu olduklarını hiç sanmıyorum.

İşte paradoks tam bu noktada oluşuyor. İnsanlar fazla fırsata sahipken yüksek fırsat maliyetlerine maruz kaldıklarından dolayı mutsuz olurken, seçme şansına sahip olmayan kişiler de farklı bir mutsuzluk yaşıyor.Burada önemli olan nokta insanların beklentilerini ne derece karşılayabildiğidir. Zaten mutluluk dediğimiz şey de beklentilerimizle gerçekteşenlerin arasındaki farkın ne kadar olduğunda gizlidir.

Bilmiyorum derdimi anlatabildim mi? Yorumu olan varsa beri gelsin =)

*Bunların hepsini yazdıktan sonra internette kısa bir arama yaptım ve aşağıdaki videoyu buldum. Galiba bizden önce de bunları düşünenler olmuş =)

____________________________________________________________________

While I was having breakfast with my friend last week we came up with a great economic theory and a paradox about opportunity cost =)

Opportunity Cost : Whoever study economics or something similar should has heard about the opportunity cost at least once in lifetime. For example I like Nike and Adidas brands and I'd like to buy a pair of sneakers. I found one shoes in Nike and one in Adidas. It's both white and cool. If I buy Nike it doesn't only cost me 100$. It also cost me what I couldn't buy, means it cost me an Adidas shoes.

We were talking about how people thinks that they like having lots of options that they can choice but they actually don't like choosing. People prefer to get or but what the others presents to him instead of getting whatever they like. I mean people don't like the idea of choosing something because the consequence of choosing is losing something that s/he didn't choose in the end.

In the other hand lots of people prefer liberal systems in order to reaching more options for their lives. I don't think that North Koreans are happier than South Koreans as they have less options in a communist country.

That's where paradox starts. People are not feeling happy when there are a lot of options as their opportunity cost is so much. In the other hand people don't have options are not happy as well. The word point is expectation. So, the secret of happiness is the difference between your expectation and what you have.

I don't know if anyone understand what we thought. Anyone has any comment ?

* After I wrote all this I found the video from ted.com below. I guess someone else thought about it before us. =)




Beşiktaş bir futbol kulübünden çok fazlasıdır

forzabesiktas.com Beşiktaş'lı taraftarların, ÇARŞI'nın internet sitesidir (bilmeyenler için). Ben de forzabesiktas.com forumlarını sürekli takip ederim. Bugün forumda fark ettiğim 2 başlık Beşiktaş'lı olduğum için tekrardan gurur duymama sebep oldu. Beşiktaş'lılığın sadece bir futbol takımını desteklemekten çok daha fazlası olduğunu hatırlattı bana tekrar.

Aşağıya kopyaladığım mesajlardan bir tanesi forumda Beşiktaş'lı bir doktorun bireysel insiyatifi diğeri ise yine bir grup taraftarın gerçekleştirdiği bir sosyal sorumluluk projesi.

Bu mesajlar forzabesiktas.com'da alınan toplumsal insiyatiflerden sadece iki tanesi. Bunun yanında forzabesiktas'da sürekli bulunan Kan Bankası ile hem Kızılay'a kan bağışına taraftarlar motive edilirken hem de acil ihtiyacı olanlara destek olunuyor.

forzabesiktas.com'da gerçekleşen bu faaliyetler hemen hemen medyaya hiç yansımıyor, dini sömürü malzemesi yapılmıyor. Bunun sebebi de bu insiyatifleri alan, kampanyaları gerçekleştiren Beşiktaş'lıların reklam, tanıtım gibi amaçlarının olmadığı, sadece Beşiktaş ortak paydası altında birleşen Güzel İnsanlar olmasındandır.

  • Arkadaşlar, bu yazıyı yazarken çok düşündüm

    Nasıl algılanacağı ve destek konusunda tereddütlerim vardı
    Fakat sonunda yazmaya karar verdim

    Bir süredir Ağrı Devlet Hastanesinde çalışmaktayım
    Polikliniğime gelen çocuklara hangi takımı tuttuğunu sorarım hep
    Çocuk sporla ilgili ise forma hediye etmeye çalışıyorum
    Burdaki çocuklar için de verilebilecek en güzel hediyelerden biridir diye düşünüyorum

    Açıkça söylemek gerekirse kendime ait eski formaların çoğunu verdim
    Bedenleri büyük olsa da çocuklar çok seviniyor
    O şanlı formaya bakışları ve gözlerindeki ışıltıyı görmelisiniz
    Bir miktar taraftar forması da aldım ve onları da hediye ettim

    Forma konusunda yardım etmek isteyen arkadaşlar (eski-yeni) özelden mesaj atarsa sevinirim
    Çocuk yaşta başlayacak olan forma aşkının birçok şeye bedel olduğunu düşünüyorum
    Umarım gerekli destek gelir



  • Bir kez daha kazandık.
    Toplanan eşyaların bir bölümünü, sizin adınıza Van Bahçesaray Keskin İlkokulundaki çocuklarımıza ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
    Camiamıza hayırlı olsun.
    Elimizde şu an 60 koliden fazla malzeme var. Kargo anlaşması için Cem YAKIŞKAN dostumuzla birlikta bizzat görüştük. Cevap bekliyoruz.

    İhtiyaç duyulan malzemelerin listesi.

    Bayrak, atkı, forma başta olmak üzere
    Kitap; hikaye, roman ve eğitici.
    Kırtasiye; defter, kalem, silgi vs.
    Kıyafet; her türlü.
    Okul çantası
    Ayakkabı ve çorap.

    (Büyük küçük fark etmez, hepsi değerlendirilmektedir.)