twitter
    What I think, What I do

Showing posts with label Efes Pilsen. Show all posts

Efesliler

Yaz okulu bittiğinden ve babam iyileşmeye başladığından beri boş vaktim fazla olduğu için uzun zamandır salonda takip edemediğim ancak çok sevdiğim basketbol maçlarına daha fazla gider oldum. Tabi burada Sinan Erdem Spor Salonu'nun evimize uzak olmasına rağmen ulaşımının kolay olmasının da payı var. Bkz: Sinan Erdem

Efes Pilsen'in büyük bir seyirci kitlesinin olmayışı maçlara gitmeye başladıktan sonra etrafındaki simaların tanıdıklaşmasına başlamasına imkan tanıyor. Tam da bu sırada Efesliler grubunu fark ettim. Zaten düşünürdüm Efes Pilsen'i sürekli takip eden kimse var mıdır, varsa kimlerdir diye.

Efes Pilsen - Aliağa Petkim. Efesliler grubu sadece 40 kişi olmasına rağmen basketbol bilgisiyle takıma gereken desteği verebiliyor

10 senedir Efes Pilsen'i takip eden ve destekleyen bir seyirci kitlesi mevcut. Efesliler forumunun yaklaşık 2000 üyesi olsa da yaklaşık 30 kişilik diyebileceğimiz çekirdek bir kitlesi var. Onların da maçlara geldiği aileleri, arkadaşlarıyla beraber lig maçlarında ortalama 30-40, Euroleague maçlarında ise 200 kişiye varan bir topluluk şeklinde destekliyor bu grup Efes Pilsen'i.

Grubun yaş ortalaması klasik bir taraftar kitlesinin yaş ortalamasının üzerinde. Futbol seyircisi ile kıyaslanamayacak derecede kaliteli ve sporun doğasına hakim bireylerden oluşuyor grup. Tabi, hal böyle olunca, maçlara gidip geldikçe basketbol ortak paydasında buluşan bu kişilerle çok güzel sohbet ortamları oluşuyor gerek maçlarda gerekse internette. Ben de, grupla birlikte seyrettiğim 4-5 maç sonrasında hem güzel insanlarla tanıştım hem de çok keyif aldım.




Sepetçiler maçta. Efes Pilsen-CSKA

Evde otururken basketbol maçlarını takip eden ve basketboldan anlayan bir grup olsak yaratsak, sürekli maçlara gitsek güzel olmaz mı diye geçirdik aklımızdan.

Bayramın 3. günü Efes Pilsen - CSKA maçı olduğunu öğrenince, daha önce Efes Pilsen'in İstanbul'da oynadığı 2 maça da gittikten sonra, bu maça gitmek için bayramı fısat bilerek Sepetçiler oluşumunu başlatttık. İlk organizasyonumuzda eş, dost, akraba şeklinde 14 kişilik bir grup olarak düştük Sinan Erdem yollarına. Maçtan önce ilk Sepetçiler aşağıdaki resimde olduğu gibi poz verdi.

Bu sezon seyrettiğim en iyi taraftar kitlesi vardı tribünlerde. Tabi ki bilet fiyatlarının 3 TL (Hatta gişeden alınca 1 TL) olmasının etkisi de vardı. Ancak yine de sevindirici nokta bu denli fiyatlara rağmen apaçi olarak tabir ettiğimiz kitlenin azınlıkta olması, bol sayıda ailenin ve kızların olması tribünde kalitenin düşmemesini sağlamış.

Salona girdiğimizde ilginç enstantanelerden bir tanesi de bizim koltuklarımıza oturan teyzelere Hazal'ın kızması ve "Biz biletleri erken aldık, hem de 3 TL para verdik" demesi sonrası oluşan sessizlik ve maçı ön sırada ayakta seyretmemiz oldu. Ön sırada olmanın verdiği sonuç olarak Efes benchine yakın olduğumuz için bizim yedekleri görebiliyorduk. Özellikle oyuna maç boyunca girmeyen Ender ve Cenk'in muhabbetleri bizleri kıskandırdı. Cenk'in maç boyunca arkasını dönerek tribündeki kızlara gülücükler saçmasına yapacak yorum bulamadık.

3. periyodda Rako'nun durması sonucu CSKA bir ara farkı kapatıp hatta 1 hücumluğuna öne bile geçseler Efes Pilsen İstanbul'da yine çok zorlanmadan kazandı. Tabi kolay kazanmamızın sebeplerinden bir tanesi de 12.000 kişinin beraber yaptığı savunmaydı. Davul, siren ve zamanında salonlarda yasaklanan ancak artık serbest olan o inanılmaz ses çıkaran aletlerle çıkarılan gürültü sonrası sabah uyandığımda bile kulağımdaki çınlama hala devam ediyordu.

Önümüzdeki hafta Efes Pilsen, Union Olimpija ile Sinan Erdem'de oynayacak. İstanbul'da olup da maçı seyredemeyeceğim ancak bir sonraki fırsatta yine Sepetçiler olarak toplanıp maçı seyrederiz. Bu hafta gelip de bu eğlenceyi yaratan herkese teşekkürler.














Sinan Erdem Spor Salonu

Efes Pilsen bu yıl hem Euroleague hem de Türkiye Ligi'ndeki maçlarını Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynayacak. Ben de fırsattan istifade etmek istedim.
Zaten uzun zamandır canlı olarak basketbol maçı seyredememiştim. Bir de Dünya Basketbol Şampiyonası'nda hem Top 16 hem de Çeyrek Final maçlarına gitme şansım olmasına rağmen gidememenin verdiği ızdırapla Sinan Erdem'de en azından eski günlerdeki gibi bir Efes Pilsen maçını seyretmek istedim.

Esra da geldi maçı seyretmeye. Çok merak ediyordum Sinan Erdem Spor Salonu'nu. 17 sene sürünce inşaat beklenti büyük oluyor.

Bu salon benim için olimpiyatlara aday olduğumuz bir zaman yapılmaya başlayan ancak olimpiyatların İstanbul'da düzenlenmesinin imkansız olduğu için hiçbir zaman bitmeyecek bir yapı görünümündeydi.
Ancak 2010 Basketbol Şampiyonası'nı düzenleyebilmek adına Kadir Topbaş'ın da dediği gibi 17 yıl gibi çok kısa bir sürede hizmete kazandırılmıştır.

Metrobüs Şirinevler istasyonundan inince 10 dakikalık mesafede olan 16000 kişilik bu salonun herhangi bir Efes Pilsen maçında dolduğunu hayal etmek şimdilik çok zor gibi gözüküyor. Ancak maçtaki yaklaşık 7000 kişilik seyirci topluluğu bana tatmin edici geldi.

Salon ile ilgili dikkatimi çeken bazı şeyler
  • Salon girişinde turnike sistemi ve yerleşik barkod okuma sisteminin olmaması, kontrollerin çok amatör şekilde yapılması
  • Salon büfelerinin Türkiye klasiği olarak yetersiz ve gereksiz şekilde pahalı olması (6lira ödeyerek alabileceğiniz bir soğuk sandöviç için 10 dakika güreşmek yerine evden peynir ekmek getirilebilir =))
  • Asma skorboard olmaması nedeniyle salonun karşı tarafında olan skorboardda sadece skor görülebiliyor. Herhalde çok da gerekli değildir, kimin kaç sayı attığını, kaç faulu olduğunu görmemiz.