twitter
    What I think, What I do

Yatakta iyi olanlar var

Beliniz tutulmayacak, boynunuz ağrımayacak, 1 alana 1 bedava mesajından farklı mesajlar verilerek de yatak reklamı yapılabiliyormuş.

Hem de farklı duygulara dokunarak marka ile bağ oluşturulabiliyormuş.



Alain Melon

Alain Melon 2012 yazının yeni yıldızı. 


Koklaya koklaya sahilde yürürken bir cafeden kulağımıza gelen gürültü de olabilir, camları açık bir spor arabanın içinden gelen ses de, akşam eğlenmeye gittiğimiz mekanda alkolün etkisiyle kendimizi dans ederken bulup  "WTF" dediğimiz şarkı da...


Eğer viral olduğunu bilmeseydim de hiç şaşırmazdım

İstanblue 'nun viral çalışması bizlere pop şarkıcısı olmanın ne kadar kolay olduğunu, Serdar Ortaç'ın, Demet Akalın'ın her yaz yeni albüm yapmasının ne kadar mümkün olduğunu göstermiş.

Eline sağlık İstanblue...




Dip Not : Serdar Ortaç 2007'dan beri, Demet Akalın 2003'ten beri hiç bir yazı atlamamış 



The Rockbottom


The rockbottom became the solid foundation which I rebuild my life 
J.K. Rowling 



Efes Pilsen & Turkish Airlines

I don't know if it's only me who thinks that videos are similar.

Turkish Airlines and Efes Pilsen both are sponsor for Euroleague and prepared virals for Euroleague Final Four in Istanbul.

Efes Pilsen's viral is amazing with CSKA Dance Team but Turkish Airlines's is a big no no







Kaybolan Yıllar

Kaybolup giden insan hayatları, kaybolup giden yıllar...

1000 gün oldu Mustafa Balbay'ın tutuklandığı günden beri. 1000 gündür özgürlüğü elinden alınmış bir adam, babaları ellerinden alınmış bir aile...

Bir siyasi dava...

Kaybolup giden hayatlar...

4 yaşında, babasını sadece görüş günleri, ayda 45 dakika görebilen bir çocuk.
Babasının hasretiyle büyüyen bir çocuk.

Kocasını görmek isteyen bir kadın.

Arkadaşıyla oturup rakı içmeyi, "Ne olacak bu memleketin hali" demeyi özleyen arkadaşlar...

**

Bir gün gelecek, artık 4 duvarın dışına çıkabilirsin denilecek..

Dışarı çıkacak, temiz havayı içine çekerek
Belki İstanbul boğazına bakarak bir çay içmek isteyecek
Belki de gidip Cumhuriyet gazetesine arkadaşlarıyla şakalaşmak
Sahilde karısıyla beraber yürüyecek, oğluyla top oynayacak
Ankara'da bir meyhanede oturup rakısını içecek

Bir gün bir başbakan çıkacak
Siyasi nedenlerden insanların hayatlarını kararttık
Özgürlüklerini ellerinden aldık diyecek

Özür dileyecek

ama

ama

Peki Önemli olan "O An" değil miydi hayatımızda

Peki Kaybolup giden yıllarını geriye kim verecek?





The Most Expensive Photo - Rhein II

This photo was sold for $4,338,500

The most expensive photo of the world taken by Andreas Gursky, named Rhein II.

NO COMMENT 



Kart Üyelik Aidatı Ödememe

Bilenler bilir, kredi kartı kullananlardan bankalar yıl sonlarına doğru Üyelik Aidat Ücreti adı altında bir para alırlar. Ben de nacizane bir HSBC Pegasus Kart kullanıcısıyım. Alalı 3 sene olmuş, hatta Son Kullanma tarihi de gelmiş geçecek yakında.

Bu ay hesap ekstreme bakınca ne göreyim!! Üyelik Aidat Ücreti adı altında 70TL koymuşlar benim hesabın üzerine. Bunun üzerine daha önce duyduğum çeşitli yöntemleri araştırmaya başladım. Google Abi'ye sordum hangi siteler bana yardımcı olabilir diye. Birkaç tane site çıktı karşıma. Genellikle 3 aşamalı bir sistemden bahsediliyordu.

1. Bankanın çağrı merkezi aranır, çağrı merkezi görevlisine durum anlatılır, hukuksal olarak sürece hakim olduğunuz hissettirilir. Bütün kaymakamlıklarda bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti 'nin geçmişteki davaları emsal alarak lehinize karar alacağınızı bildiği ve başvuruda bulunacağınız söylenir. Bu ücretin iptali istenir.

2. Eğer kabul etmezlerse kartın iptali işlemi yapması istenir.

3 Bankaya dilekçe ile başvurup, kaymakamlıklarta bulunan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti 'ne başvurup hukuki süreç izlenir. http://www.tuketiciler.org/?com=files.read&ID=12&pID=87

HSBC çağrı merkezini arayıp

1. Hesabımdan çekilen 70TL'yi ödemek istemediğimi, daha önce emsal davaların tüketici lehine sonuçlandığını söylediğimde çağrı merkezindeki görevli kişi "Evet, bireysel olarak yapılan çeşitli başvurular tüketici lehine sonuçlandı ancak bankamızda bu ücretin iadesi için herhangi bir süreç bulunmuyor" diye cevabını verdi.

2. Surevisor yada daha yetkili bir kişi ile görüşmek istediğimi belirttim. Çağrı Merkezi'ndeki görevli Supervisor değil Genel Müdür'le bile görüşsem ilerleyebileceğim herhangi yapılandırılmış bir süreç olmadığını belirtti.

3. Kartımı telefonda iptal etmek için ne yapmam gerektiğini sorup, sonrasında da olumlu sonuç alacağımı bildiğim Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuracağımı söylediğim zaman Pegasus Kart'ın çok özel bir kart! olduğundan bahsedip bana sunduğu faydaları anlattı. Kendisini de bir tüketici olarak düşünmemi, kapıda kalırsam Pegasus Kart'ın beni eve alacağını, kartımda kocaman uçuş puanları biriktiğini, aslında bu faydaların yanında 70TL'nin bişeycik olmadığını söyledi.

4. Madem yaptığım bütün işlemleri biliyorsunuz, bu puanları da hiç kullanmadığımı zaten artık iyice soğuduğumu, kartımı nasıl kapatacağımı sorduğumda ise; Peki madem bu kadar emin konuşuyorsunuz kendinizden, ben bir seferlik bu Yıllık Kart Ücretini iptal edeceğim diyip, önümüzdeki hafta tekrar kontrol edebileceğimi belirtti.

Hukuki bir hakkımızı geriye almak aslında bu kadar kolayken, sadece bunu bankalara bildiğini gösterenlerin alabilmesi tam bir Türkiye trajikomedisi..

Neyse, malum yıl sonu. Kullandığınız kredi kartınız varsa Kart Üyelik Aidatı adı altında ödememeniz gereken bir miktar ekstrenizde gözükünce aklınızda bulunsun. 



Made in Iceland

A tent, some food and a camera. What else you need to enjoy life in an amazing nature. While I was watching the video I remember the time that we went to tramping in New Zealand.

If we don't walk in Iceland, scuba dive in Egypt, fly in New Zealand, swim in Pacific what's the reason of earning money, having a good career, saving in our accounts.

Life is beautiful, world is beautiful.
Go, find, discover, enjoy...



Vizyon



İlk başta kahkahalarla güldüğüm aşağıdaki video aslında Türkiye'nin bir resmi gibi.İlk gördüğümde teknoloji ile bizim kadar ilgili olmayan, bizden bir önceki jenerasyonun bir ferdinin yaptığı samimi, neşeli, kahkahalarla güldüren bir video gibi geldi. 

Ancak sonra düşündüm, bu konuşmayı yapanın Ulaştırma Bakanı olduğunu, kürsüdeki Türk Telekom logosuna da bakınca konuşmayı ulaştırma alanında çalışan, işleri daha kaliteli servisler sunmak, çeşitli alanlarda teknoloji geliştirmek olan kişilere yaptığını anlıyorum. 

Her yıl üniversitelerin bilişim ile ilgili bölümlerine binlerce kişi alınıyor. Adamlar kafayı yiyecek, haberimiz yok. 

Türk Telekom iyi ki özelleştirilmiş dedirten bir video olmuş 

Anlayamayanlar için: 


Bu bulut sistemi dedikleri bişey var şimdi
Son zamanlarda herkes oraya bişey atıyo
Gelen oradan işine yarayanı alıyo, kullanıyo
Ben böyle anlıyorum, belki farklı bişeydir

Şey yok artık, sistematik bişey yok 
Abur cubur dolduruyosun
Herkes ihtiyacını oradan alıyo ama hiç de karışmıyoo
İstediğini buluyosun

Bu bilişim, fazla kafa yorursan sıyırırsın
Kullanacaksın, nimetlerinden kullanıp, yararlarıp işini göreceksin
Kafayı taktın mı o zaman işin kötü
Çok fazla hikmetine şey yapmamak lazım



Türkiye garip. Vapurlar filan...

Hayat ne kadar garip, vapurlar filan.. 

"Fi tarihinde sevgili erdem bey tarafından bir şaşkınlık anında kuruluvermiş cümledir. lakin öyle manidar durup da alttan alttan boş ve dahi gereksiz bir tümcedir ki,bu durum cenkerdem tarafından da çevikçe farkedilip pek sık kullanılır bir hal almasına neden olmustur sözkonusu tümcenin..üstelik cenk bey her fırsatta erdem beyın yuzune huykurur bu sözü..-hayat ne garip di mi erdem bey,otomobiller falan.." diye bir yazı çıkıyor ekşisözlük'te karşımıza.

"Türkiye garip. Vapurlar, depremler, terör, siyasiler, bölünme korkusu, ırkçılık, fakirlik, adaletsizlik. Herşeye rağmen yaşamaya çalışmak"


Son birkaç haftada Türkiye gündemi o kadar hızlı şekilde değişti ki günden güne, yabancı arkadaşlarım Türkiye ile ilgili bir soru sorduklarında bir hafta öncesinde olan bir olayı biz çoktan unutmuş oluyoruz.

Türkiye hiç olmadığı kadar 2 kutuplu hale geldi hemen her konuda. Daha önce hiç duymadığımız kadar Kürt Türk ayrımı duymaya başladık. Geçtiğimiz hafta resmi rakamlara göre 24 şehit verildi, birçokları ise bu sayının 80'in üzerinde olduğunu söylüyor. Tabi 1 şehit, 24 şehit yada 87 şehit arasında herhangi bir fark bulunmuyor. Herkes haberlerde izliyor, eğer şehit sayısı 1 ise üzülmemek için kanalı değiştiriyor, 5 ise kızıp küfür ediyor, 24 olunca Facebook profil fotografını değiştiriyor, değiştirmeyenlere kızıyor ama 1 hafta sonra herkes kendi hayatlarına dönüyor. Yine ateş düştüğü yeri yakıyor, o çocukların aileleri çocuklarının fotograflarını salonlarının en güzel yerine asarken siyasiler kendi kavgalarına dönüyorlar.

Başbakan basını topluyor. Konu ile ilgili haber yapmayın diyor. Basın da hayhay diyor.

Bazıları soruyor. Neden terörist ataklar önceden belirlenemedi, bu kadar kolay mı 8 ayrı noktada eş zamanlı operasyon yapmak TSK'ya karşı.. Meğer Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı terör örgütü üyesi olmaktan tutuklanmış, görevinin başında değilmiş.

Adalet her zaman öyle işlemiyor. Aynı hafta içinde yoksullara yardım etmek için toplanan yaklaşık 15 Milyon lira parayı afiyetle yiyen Zahit Akman ve 5 arkadaşı "3 aydır tutuklular, fazlası ceza olur" kararıyla serbest bırakılıyor.

Unutmadan bugün itibariyle Tuncay Özkan'ın tutuklanmasının 37. ayını da kutlayabiliriz. Tabi kimin kaç ay tutukluluk süresinin ceza olacağı bünyeye göre farklıdır.

Bakanlar Kurulu bakıyor bütçe açığı var. Düşünüyorlar ne yapsak. Fikrim geldi diyor birisi. Alkolden sigaradan aldığımız vergilerden vergi alalım. Zaten sigara içmesinler, içkiyi de az içsinler, içecek yer de kalmadı pek...

Başbakan diyor ki "Ferrari'ye değil, Fiat'a binsinler". Fiat'ın fiyatına da zam gelmiş. Yunanistan olmamamız için herşey...

Başbakan'ın 80 yaşındaki annesi ölünce 1 hafta yarışma programına ara verenler, üzüntülerinden dokağa çıkmayanlar gencecik askerler şehit olunca duyarlılığını kaybediyorlar. 

Depremler oluyor. Depremde insanlar ölüyor, yardım kampanyaları başlıyor, o sırada birisi çıkıyor diyor ki "Güzel oldu, sırada doğudaki diğer şehirler". 

Sanatçılar çıkıyor diyorlar ki ölen PKK'lılara üzülüyorum, BDP'li Belediye Başkanı teröristlerin taziyesine gelinmiyor diye kızıyor. 1 hafta sonra terörist taziyesine gitmeyenlere kızan Başkan yardım gönderin diyor.

Bu arada İsrail Başkanı bölgeye yardım etme teklifi ile arıyor Cumhurbaşkan'nı. Teşekkür ediyor, ülke dışından yardıma İnşallah ihtiyacımız olmaz diyor Cumhurbaşkanı.

İnsanlar ölüyor bu ülkede, insanlar yoksul, insanlar anlamıyor birbirini, insanlar sevmiyor birbirini, insanlar mutlu değil... 

Evde üşüyorum, hava soğumuş. Üzerime battaniye alıyorum, kaloriferi yakıyorum, geceyi dışarıda geçirecekler deprem bölgesindekiler yada sabaha sağ çıkıp çıkmayacağını bilmeden operasyona giden askerler.

Türkiye garip çok değişkenli.

Özellikle bu sene herşey mi üst üste geliyor?
Yoksa 2011 lanetlenmiş mi?
2012 olsa herşey düzelir mi ?
Yoksulluk biter, barış olur mu?

İnsanlar ölürken, acılar çekilirken hayattan zevk almak suç mu ?
Ne kadar iyilik yapmamız gerekiyor yatağa rahat girmemiz için?

Deprem bölgesine cep telefonu ile yollanacak bir mesaj rahatlatır mı içimizi yada Facebook profil resmimi değiştirsem dindirir mi acılı annelerin acısını ?

Kaç para bağışlamamız lazım içimizin rahat etmesi için Afrika'nın ücra köşesinde yatağa aç giren bir tane bile çocuk varsa...

Peki dünya güzel mi hala...




My Sister's Keeper

It's one of the greatest movie that I've seen. I am not a big fan of dramas but this might be the first movie that made me cry. Even me...

It's a movie that make question ourselves about morality.

What is right? 
Is it always right to do the right thing ? 



Parasız Eğitim isteyen Türk ve Şili'li öğrenci

Parasız eğitim isteyen Şili'li öğrencilerle Türk öğrenciler arasındaki 7 farkı ben bulamadım. Aranızda bulanınız var mı ?

Şili'de lise ve üniversite öğrencileri 4 ay boyunca ücretsiz eğitim almak istedikleri gerekçesiyle gösteriler düzenlioyorlar. Gösterilerin sonunda öğrenci temsilcileriyle Başbakan buluştular.

Öğrenciler taleplerini hükümete bildirdiler. Öğrenci temsilcileri, başbakanın okullarınıza geri dönün uyarılarını kabul etmeyip, önümüzdeki hafta  hükümet yetkilileri tekrar görüşmek üzere toplantılara ara verdiler. Öğrenciler ücretsiz eğitim taleplerini karşılaması için hükümete direnmeye devam edecekler.


Haber

İleri demokrasinin beşiği ülkemizdeki öğrenci protestolarına hükümetin verdiği cevap hala aklımızda. Ancak ülkemizde öğrencilerin haklarını savunmak için meydanlara indiği her gösteri "birkaç anarşistin provokasyonu" olarak gösteriliyor. Sonunda öğrenciler yaptıkları gösterilerden dolayı eğitim hakları ellerinden alınıp, onlarca yıl haspis istemiyle yargılanıyorlar.

Peki burada suçu kimde aramalıyız ?

Karşısında duran, politikalarını beğenmeyip en doğal hakları olan protesto hakkını kullananlara karşı hemen biber gazı ve haksız adalet ile karşı gelen AKP hükümetini mi ?

Sesini yükselten her gruba anarşist damgasını vuran Türk halkını mı ?

Yeterince direnemeyip güçlü bir şekilde hükümetin karşısına çıkamayan bizleri mi ?

Türkiye ekonomisi büyüyor...
Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri haline geldi...
Orta Doğu'da büyük bir sempatiye ve güce sahibiz...

Peki birey olarak benim buradan çıkarım ne oldu, son 9 yılda Türkiye'de neler olumlu yönde değişti, ben iyi eğitim almış bir birey olarak Türkiye'de yaşamak istiyor muyum sorularının cevabını aradığım zaman cevap vermek kolay olmuyor malesef ki...






Art of Flying

Here is an amazing video from Turkish Airlines again. 

It's about a boy who is dreaming about flying like Turkish Airlines do, like the goalkeeper of Manchester Utd do.. You can't give better message while you are positioning your brand.. 

We shouldn't forget dreaming about the stuff that we really want, we really love.




Beşiktaş Milangaz

Eskiden sokak futbolu vardı. İki taş yan yana konulurdu, futbol oynanırdı. Köşedeki okulun kırık potalarında basketbol oynanırdı. Biz küçüktük o zaman.
Ertuğrul Beşiktaş'a transfer olduğunda transfer ücreti olarak 100 Milyar (100.000TL) ödenmesi bizi şaşırtmıştı o dönemde.

Sonra sponsorlar geldi, takımların forma reklamları için Milyon Dolarlar telaffuz edilmeye başlandı. Takımların daha büyük gelirleri oldukça oyuncularına daha fazla para verir oldular. Artık yeterince gelir yaratamayan, transfer yapamayan takımlar yavaş yavaş yerlerini alttan gelenlerle değiştirdiler.

Sonra transfer ücretleri arttı, metrobüse binen Necip bizlere garip gelmeye bşaladı. Çünkü bütün oyuncuların Milyon Dolarlar alıp Ferrari'lere binmesi gerekiyordu. Ancak bunun için ne gerekiyordu.
Yayın haklarını şifreli bir kanala verip maçları izlemek için para vermek, desteklediğimiz takımın renklerine sahip bir forma için 100TL para vermek gerekiyordu.

En sonunda bu paralar da yetmedi, stadyumlarımızın, salonlarımızın hatta takımlarımızın isimlerini değiştirmemiz gerekiyordu.

Onu da başardık. Ülker artık Beşiktaş basketbol şubesine sponsor olmayacağını belirttikten sonra bütün yaz boyunca sponsor arayan Beşiktaş basketbol şubesine en sonunda "Vefakar!! Başkan" Yıldırım Demirören 'in şirketlerinden Milangaz sponsor oldu.

Cebinden çıkarıp kulübe borç vermesindense, sponsor olması bana göre daha kabul edilebilir bir davranış ama Akatlar Arena'ya bu kulübe yıllar boyunca gönül vermiş bir kişinin isminin değil de bir tüp markasının verilmesi tabi ki üzüntü verici.

Saldır Beşiktaş Milangaz.. Yeter bize bu gaz...
Burası Milangaz Arena, Buradan çıkış yok!!!



Watching Rugby World Cup 2011 from Turkey

I was wondering if I was the only person who follow Rugby World Cup 2011 from Turkey. Apparently I am not. Becasue coincidently I found out Sports TV shows the games live in satelite. It totally made my day.

As I was in Bodrum more than a month, I wasn't able to watch any game. Only highlights, if the internet connection allowed. Today I watched one of the historical game between South Africa and Namibia, ended with 87-0, South Africa victory. 
Of course the biggest reason that I follow the World Cup is the All Blacks (New Zealand National Rugby Team). I will watch the first All Blacks World Cup game on Saturday. 

If any of blog follower would like to watch game All Blacks vs. France it's on Saturday, 11.30 (GMT+3) Be there to watch Haka. 

If you are wondering how the Rugby World Cup looks like, Lego helps us with a video 



Best Model of the World

After I quited my corporate job in CNR, I am doing so random and cool stuffs started with Guler Legacy Basketball Camps. Best Model of the World was the second organization that I have been.

I worked in the "Best Model of the World" contest in Bulgaria as Assistant Choregrographer. Yes, it looks great to be surrounded with beautiful people but at the same time very difficult. I was lucky that I am familiar to organize events from AIESEC..

I found out that I really missed last minutes crises, solving problems and being a part of successful event.

There are some photos..












Bir Operasyon Hikayesi - Adı : Fenerbahçe

Önce Ergenekon diye bir hikaye yazıldı, Türk destanı ayaklar altına alındı. Paşalar, gazeteciler yargılanamadan yıllardır tutuklu kalacak şekilde Silivri'ye gönderildi.

Hrant Dink katledildi, Ogün Samast polislerle beraber Türk bayrağı önünde resim çekildi.

Sonra Ergenekon 2 Filmine yeni isim bulundu Balyoz oldu adı. Taraf gazetesi gösterdi, savcılar gitti aldı.. Paşalar, gazeteciler yargılanamadan yıllardır tutuklu olarak Silivri'ye gönderildi.

Sivas Katliamının üzerinden yıllar geçti. Göstere göstere toplu katliam gerçekleştirildi. Kim planladı, kim yaptırdı bulunamadı. En son yasaklanan Sivas Katliamı'nın anmak, protesto etmek oldu..

Gündem o kadar komik bir hal almıştı ki yorum yapamaz noktaya gelmiştik. Haberleri açıp sadece gülüyorduk. Tek mutlu olduğumuz spor kalmıştı belki de..


Bir sabah uyandık. Spor için önemli bir gündü... KadınMilli Basketbol Takımı tarihinde ilk kez final oynayacaktı. Tesadüfün bu kadarı Wimbledon Erkekler final maçı da vardı aynı gün. Bir sporsever için daha güzel bir gün olamazdı herhalde.

Bir sabah uyandık. Spor için önemli bir gündü... NTV Spor'u açtık ama haberlerde ne Avrupa Şampiyonası'nda final oynayan kızlar vardı ve teniste dünya 1. olacak Djokovic.. Haberlerde Aziz Yıldırım vardı, Şekip Mosturoğlu vardı. Sabah apar topar tutuklanmışlar şike soruşturması için.

Spor için daha güzel bir haber!! olabilir miydi ?

3 ay önce Ergenekon davasında yargısız infazları eleştirenler bir anda Fenerbahçe'yi şikeci ilan ettiler...
3 ay önce Taraf gazetesinde gördüğü haberlerde ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler Fenerbahçe'ye karşı operasyon yapılıyor inanmayın. Giyelim formanızı bu işte iş var dediler...

Eğer gerçekten şikeyle ilgili dişe dokunur bir belge, delil varsa içinde bulunan herkesin cezasını çekmesi gerekir tabi ki. Ancak ne onlara yargısız infaz yapmak doğrudur ne de yapsa da Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a dokunulmaz tavrı doğrudur.

Operasyonun içerisinde Zekeriya Öz ismini duymak güvenilirlik derecesini ne kadar düşürüyor olsa da Aziz Yıldırım'ın yaptığı "Konuşursam Herkes Yanar" açıklaması da o derece iddiaların olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor.

Ancak gerçek şudur ki bu dava sadece Türk sporunu şikelerden temizleme davası değildir. Bunun içerisinde Fenerbahçe yönetiminde yer almak isteyen cemaat de vardır, yeni Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar da vardır..

Netice itibariyle sporun da iyice tadı kaçmıştır. Bu noktaya getirenlere hayırlı olsun.



Somewhere Over the Rainbow






Guler Legacy

Burnovic ile uzun zamandır konuştuğumuz, tanıtımlarına gerek Abdi İpekçi önünde broşür dağıtarak gerek Facebook, Twitter üzerinden elimizden geldiğince destek verdiğimiz bir basketbol kampı vardı Güler Legacy adında.


Guler soyadı basketbolla biraz ilgilenmiş olan herkesin kulağına çalınmıştır bir şekilde. Muratcan Güler ve Sinan Güler bizim neslin, baba Necati Güler ismiyse anne, babalarımızın basketbolun Lütfi Kırdar Spor Sergi Sarayı adıyla telaffuz ettiği senelerde duyulmuştur.


Ailece basketbola gönül vermiş bir aile olunca bu bilgi birikimini yeni kuşaklara aktarmak istemiş bu aile ve bir basketbol kampı organizasyonuna başlamışlar. Adına da İngilizce miras anlamında kullanılan Güler Legacy demişler. Ben de hazır işten istifamdan sonra gelen zamanı değerlendirmek için gönüllü olarak katılmak istedim bu kampa. Sinan Güler ve Necati Güler 'le tanışma, kamp sırasında onlara yardımcı olma şansı buldum.

Işık Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirildi bu seneki Guard Kampı ve Basketbol Kampı. Aslında bir de Baba-Oğul Kampı ve Kız Kampı da vardı planda ancak bu sene için iptal edilmek durumunda kaldı.

Tanıtımın kısa bir zaman içerisinde yapılma zorunluluğu, basketbol kamplarına alışık olmayan bizler için fiyatların yüksek gibi görünmesi gibi etkenlerden dolayı katılım beklenenin altında gerçekleşti ancak önümüzdeki yıllar için güzel bir miras olmuştur diye umuyorum.

Ben de kendi adıma uzuuun bir zaman sonra basketbol sahasına izlemek eylemi dışında girerek, üzerinde bilmem kaç tane noktacık bulunan topu çemberden geçirmeye çalıştım. Basketbolcu olmayı hayal ettiğim yaşlardaki arkadaşlara yardımcı olmaya çalıştık. Eski günleri hatırlamamı sağlayan bu aktivite gerçekten benim için olumlu geçti. Hakemliği denemek zorunda kaldığımız anların dışında. Artık hakemlerin ne kadar zor olduğunu bildiğimiz gibi Necati Güler'den aldığımız belli derslerle hakemler üzerinde Sinan Erdem'deki Efes PİLSEN maçlarında daha fazla etki kuracağız Burnovic, Emre ve Uğur'la.

Guler Legacy Basketbol Kampı 5. Gün / Guler Legacy Basketball Camp Day 5 from Sinan Guler on Vimeo.





















Fenerbahçe'ye Kardeş takım gelmiş

Hayatımda hiç bir NHL maçını oturup seyretmişliğim yoktur, birkaç kez sadece bilgisayarda oynamayı denemiştim ama ilk defa bir NHL haberi dikkatimi çekti.


Vancouver Canucks, son maçta kupayı Boston Bruins'e kaybedince kızgın taraftarlar şehri yakma girişiminde bulunmuş.


Peki bu görüntüler size bişey hatırlattı mı ?

.


Önümüzdeki sezon Fenerbahçe aynı kaderi paylaştıkları Vancouver Canucks'a kardeş takım olmayı önerecekmiş =)